Profilo di AyşegülAyşegül'ün Penceresind...FotoBlogElenchiAltro ![]() | Guida |
Ayşegül'ün Penceresinden Hayata Dair "Oku"malarBir seher vakti, Bir El dokunsa yüreklere; İnananlar topyekun uyansa uykudan, tüm benlikleriyle dönseler Kabe'ye, Nefisleriyle yanyana secde etseler Allah'a.. Melekler dünyayı sevinçle kuşatsa.. Silinse bütün kimlikler, tek isim "müslüman" olsa. |
|||||
|
Sevilayha scritto:
S.a
Ben alanıma windovs media player i ekliyemedim yardımcı olabilirmisiniz??
10 Mar.
Ayşegülha scritto:
Aleykumselam Sedef'im, Yağmur'um, can dostum. Hoşgeldin, sefalar getirdin.
11 Feb.
yağmurha scritto:
selamün aleyküm gönül dostu can ablam ,biraz geç olmuş sayfayı yeni görüyorum ,değerli paylaşımlarını burdan takip edicem inşallah.. emeğine o güzle yüreğine sağlık...
10 Feb.
ibrahimha scritto:
slm sayfanız çok güzel olmuş ben biraz biliyorum ama sizin kadar degil bazı şeyleri koyamadım banada öğretirmisiniz:)
11 Set.
rüyaha scritto:
ayşegül hanım size çok teşekkür ediyorum yazılarınız çok güzel ayrıca tevhid aracılığıyla gönderdiğiniz iletilerde çok güzel ayrıyetten tekrar teşekkür ederim bi beyfendi olarak sizin gibi hanım kardeşlerimizi görünce gururlanıyor mutlu oluyorum RABBİM razı olsun s.a
21 Ago.
yaralı gülha scritto:
HAYAT NASIL BAKTIM BİLMİYORUM AMA HEP KÖTÜ YÖNÜNÜ GÖRDÜM
SİZE TAVSİYEM ÖNCE GÖZLERİNİZLE BİR ANLAŞMA YAPINKİ HEP İYİYİ GÖRSÜN ...SAYGILAR...
9 Ago.
Ayşegülha scritto:
Teşekkür ediyorum kardeşim.
2 Feb.
okan guneysuha scritto:
abla eline sağlık cok güzel olmuş muh teşem
26 Gen.
Ayşegülha scritto:
Canım arkadaşım benim, sen yüreğindeki güllerle gelmişsin yine. :) Ben sana teşekkür ediyorum dostluğun için. "İnşallah. Amin" diyorum güzel duana.
23 Gen.
nurha scritto:
Canım arkadaşım sayfanda kalbin gibi gül kokmuş,güllerle dolmuş.Dostluğunla yılardır hasbahçende dolaşmak kardeşliğin en güzel anlarıydı.İnşallah cennet bahçesinin de kardeşi oluruz.
23 Gen.
Ayşegülha scritto:
Canım Sibel'im, canım dostum, harika olan senin yüreğin. Çok sağolasın. Rabbim, yüreğine ve yüreklerimize hidayetini, rahmetini, hayr dileklerini lutfeylesin ve daim eylesin.
***
Aleykumselam sevgili Hatice kardeşim. Çok teşekkür ediyorum. :)
3 Gen.
CenneTgüLü vnlgha scritto:
SeLamun aLeykum ayşeguL ablam :)
Senin yaziLarini çok begeniyorum biLiyorsun.artik buaradan takip ederiz inş.
2 Gen.
sibel ızaha scritto:
canım bacım sayfanı yeni gördüm muhteşem olmuş ellerine ve gönlüne sağlık gönlünün bütün güzelliklerini sunmuşsun
2 Gen.
Ayşegülha scritto:
Aleykumselam canım dayım. Allah razı olsun sizden. İki dünyanız da güzelliklerle dolu olsun. Siz de Allah'a emanetsiniz dayıcığım.
28 Dic.
Ekrem BAYAZITOĞLUha scritto:
Selamünaleyküm gül yiğenim,kendin gibi harika bir sayfa hazırlamışsın.Rabbim seni bütün güzelliklere layık görecektir inşallah.Allah a emanetsin
27 Dic.
Ayşegülha scritto:
Çok sağolun. Allah razı olsun.
27 Dic.
melahat Güneyha scritto:
Ablacim sayfan çok çok gûzel olmus..
içerik ve yazilar da çok gûzel...
Ellerine , emegine saglik !!!
20 Dic.
yemlihaha scritto:
space'in ço0k güzel olmuş ayşegül özellikle kullandığın fotoğraflar çok güzel ayrıca "kendine iyi bak" yazısıda etkiledi beni.neyse görüşmek üzere... Yemliha
28 Set.
|
07 settembre Ey Can-2Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Biz hayırlara koşarsak, bu yolda yarışanları Allah bir araya getirir. Şüphesiz ki Allah her şeye kadirdir. O nedenle sen yönünü namaz da olduğu gibi hayatta da hep Mescid-i Haram'a çevir, hep Hakk’tan yana ol, o zaman kimse senin aleyhinde kullanacak bir delil bulamaz. Yine de haksızlık edenler, iftira atanlar olacaktır, sen onlardan değil yalnız Allah'tan çekin; O'na karşı sorumlu olduğunu hep hatırında tut ki O'da sana nimetlerini tamamlasın ve sen de böylece doğru yolu tutmuş olasın. Zaten bize, ayetlerini okuması, onlarla bizi tertemiz hale getirmesi, hikmeti ve bilmediğimiz nice şeyleri öğretmesi için bizden bir elçi göndermesi ne büyük bir nimettir. Nimetlerini anmak, O'nu unutmamak, nimetlerine şükretmek en önemli ahlakımız olmalı ki, nankörlük edenlerden olmayalım. Ve bak bizlerin Sahibi bizi bizden daha iyi bilmez mi hiç? Bize "Ey iman edenler! Sabır göstererek ve namazı vesile kılarak Allah'tan yardım dileyin. Muhakkak ki Allah sabredenlerle beraberdir." diyerek; reçetimizi de bildiriyor. Öyle ya insan unutkandır, nankörlüğe meyyaldir; işte bu iki ilacı, bu hastalıklarınızı tedavi için asla ihmal etmeyin diye bir nimetini daha lutfediyor.
Sabredenleri mi merak ettin? Onunda cevabı hazır, ey can: Hayat, bir imtihan yeridir. O nedenle çeşitli korkular, yokluklar, hastalıklarla sınanırız. Sabırlı kimseler; başlarına musibet geldiğinde: "Biz Allah'a aidiz ve vakti geldiğinde elbette O'na döneceğiz" diyebilenlerdir. İşte böyleleridir, doğru yolu bulan, Rabbinin bol mağfiret ve Rahmetine mazhar olanlar. (5) Hem, geçmiş ümmetlerin başlarına gelen durumlara maruz kalmadan Cennet'e gireceğimizi de sanmamalıyız. Onlar öyle zorluklara maruz kalmışlar, öyle şiddetli sarsılmışlar ki, Peygamber ile yanındaki müminler "Allah'ın vaad ettiği yardım ne zaman yetişecek?" diyecek duruma gelmişler. Ama iyi bil ki Allah'ın yardımı yakındır. (6)
Allah’a teslimiyettir bunun adı ve teslimiyet konusunda inancımız şöyle olmalı can:
“Ey mutlak egemenlik sahibi Allahım! Sen egemenliği dilediğine verirsin, dilediğinden alırsın; dilediğini yüceltirsin, dilediğini alçaltırsın. Bütün iyilikler Senin elindedir. Doğrusu, Sen istediğini yapmaya kâdirsin. Gündüzü kısaltarak geceyi uzatır ve geceyi kısaltarak gündüzü uzatırsın. Ölüden diri ve diriden ölü çıkarırsın. Ve dilediğine her türlü hesabın üstünde rızık bağışlarsın”. (a) Hani “Eğer Allah’ı seviyorsak Peygamberine uymak”la yükümlü kılınmıştık ya, Cenab-Hak Peygamberini şöyle tanımlıyor En’am Suresi 162 ve 163. ayetlerinde: “De ki: benim namazım, bütün ibadetlerim, hayatım ve ölümüm yalnızca bütün âlemlerin Rabbi olan Allah içindir, ki O'nun uluhiyetinde hiç kimse pay sahibi değildir: Ben böyle emrolundum; ve ben benliklerini Allah'a teslim edenlerin daima öncüsü olacağım”. İşte biz de O’na uyan ümmeti olarak benliğimizi Allah’a teslim edip namazlarımızı ve bütün ibadetlerimizi, hayatımızı ve ölümümüzü yalnızca bütün âlemlerin Rabbi olan Allah için kılmalıyız. “Öyle ya, O her şeyin Rabbi iken Allah'tan başka bir Rab mı arayacağız?”
İnsanların işlediği kötü fiiller yalnızca kendilerini ilgilendirir; ve sorumluluk taşıyan hiç kimseye başkasının sorumluluğu yüklenmez. Zamanı geldiğinde hepimiz Rabbimize döneceğiz: ve o zaman üzerinde ihtilafa düştüğümüz her şeyi bize gerçek haliyle gösterecektir. Zira O bizi dünyaya mirasçı yapmış, ve bazımızı diğerlerimize derecelerle üstün kılmıştır ki bahşettiği şeyler aracılığıyla bizi sınayabilsin. Şüphe yok ki Rabbimiz karşılık vermede hızlıdır: ama, unutmayalım ki, O gerçekten çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.(En’am 164,165)
“DE Kİ: “Biz, Allah'ın yerine bize ne faydası dokunan ne de zarar verebilen şeylere mi yalvaralım? Ve Allah bizi doğru yola ilettikten sonra topuklarımızın üzerinde gerisin geri mi dönelim? Tıpkı kendisini doğru yola çağıran arkadaşları uzaktan “Bizimle gel!” diye seslendikleri halde şeytanların ayartmasına kapılıp dünyevî zevkler peşinde körü körüne koşturan kimse gibi mi olalım?” De ki: “Şüphe yok ki Allah'ın rehberliği, yegâne rehberliktir; ve biz, kendimizi bütün âlemlerin Rabbine teslim etmekle emrolunduk, namazlarımızda dikkatli ve devamlı olmakla ve kendimizi O'na karşı sorumluluk bilinci içinde tutmakla: Çünkü hepimiz sonunda O'nun huzurunda toplanacağız”. O'dur gökleri ve yeri [derunî] bir hakikate göre yaratmış olan. O ne zaman “Ol!” dese emri derhal yerine gelir; ve [mahşer] borusu çalındığı Gün hükümranlık yine O'nun olacaktır. O, yaratılmışların idraklerini aşan şeyleri de, onların duyuları veya akılları ile kavrayabileceklerini de bilir: yalnızca O'dur gerçek hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan.(En’am 71-73)
“VE HİÇBİR ŞEY hakkında, “Ben bu işi yarın mutlaka yapacağım” deme; ancak “Eğer Allah dilerse” sözcüğüyle birlikte söyle, eğer bunu unutursan hatırladığın zaman Rabbini anarak de ki: “Umarım ki Rabbim beni doğru olana bundan daha yakın olan bir bilgi ve duyarlık düzeyine eriştirir!”(Kehf 23-24) ........
(5): Bakara 148-157 (6): Bakara 214 (a): Al-i İmran 26,27
18 giugno Ey Can-1Giriş: “Can”, sözlükte; İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağladığına ve ölümle vücuttan ayrıldığına inanılan madde dışı varlık * Yaşama, hayat * Güç, dirlik * Kişi, birey * İnsanın kendi varlığı, özü * Gönül * Bektaşîlik ve Mevlevîlikte tarikat kardeşi * Yakınlık duygusu belirten bir seslenme sözü * Çok içten, sevimli, sevilen, şirin anlamlarıyla tanımlanıyor. Bu yazı dizisinde hitap edilen “can”, hem kendi can’ım, hem de “canım” diyip sevdiğim bütün kardeşlerimi-ki buna akrabalık bağıyla bağlı olduğum canlarım da dahil, tanıdığım ve tanımadığım bütün din kardeşlerim de dahildir- içeriyor. Ey can; Hadid Suresi 9. ayetde Allah Teala buyurur ki: "Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, o has kuluna açık açık ayetler indiren O'dur. Muhakkak ki Allah size karşı Rauftur, rahimdir 16. ayetinde ise: "İman edenlerin kalplerinin Cenab-ı Hakk'ı ve O'nun tarafından inen hakikatleri hatırlayarak yumuşayıp saygı ile dirilme vakti gelmedi mi? Sakın onlar da daha önce kitap verilen ümmetler gibi olmasınlar. Zira kitabı tanımalarının üzerinden kendilerince uzun zaman geçmesi sebebiyle, onlarda ülfet ve kanıksama meydana gelmiş, neticede kalpleri katılaşmıştı. Hatta onların çoğu büsbütün yoldan çıkmışlardır." buyurur ve uyarır. Ey can, bizden öncekiler gibi olmamak için Allah tarafından indirilen bu hakikatlerle yeniden dirilmeye niyetlenelim, yine O'nun lutfu ve yardımı ile. Senin de benim de Rabbim Allah'tır. Bizi O yarattı, O yaşatıyor ve yine O'na döneceğiz. 1-Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım Bizim, hepimizin ilahı sadece O'dur, O'ndan başka ilahımız yoktur ve O; Rahmandır Rahimdir. Gökleri ve yeri, birbiri ardınca gelen gece ve gündüzü, gökten indirerek ölü toprağa onunla can verdiği ve her çeşit canlının çoğalmasını sağladığı yağmuru, birbirinden farklı yönlerde esen rüzgarları ve yerle gök arasında belirli güzergahlarda akan bulutları yaratan hep O'dur ve bütün bunlarda akl edenlerimiz için mesajlar vardır. Bazı insanlar vardır ki, bütün bu mesajlara rağmen hala bazı varlıkları Allah'a rakip görürler, onlara inanmayı seçerler ve onları yalnız Allah'a özgü olması gereken bir sevgiyle severler. Müminlerin Allah'a olan sevgileri ise her şeyden daha ileri ve daha kuvvetlidir. Bu insanlar zulum yapmaya şartlanmışlardır ve onlar Ahirette azaba uğratıldıkları vakit bütün kudretin yalnızca Allah'a ait olduğunu da görecekler, Allah'ın cezalandırmasının çetin olduğunu da. O gün, o sevip yücelttikleri şeyler onlardan uzaklaşınca bu sevenler çok büyük pişmanlıklar duyacaklar ve "ahh ne olurdu bir fırsat daha olsaydı da, onların bizden uzak durdukları gibi biz de onlardan uzak dursaydık, onları reddetseydik." diyecekler. İşte bizler de onlar gibi olmayalım diye Rabbimiz bizi apaçık uyarıyor ve diyor ki; "Ey insanlar! Yeryüzünde olan bütün nimetlerimden helal olmak şartıyla yiyin; fakat şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o, sizin besbelli düşmanınızdır. O, sizi hep çirkin işler ve hayasızlık yapmaya, bir de Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri iddia etmeye teşvik eder." Kimler şeytanın peşinden giderler diyeceksin değil mi? İşte sana bir örnek: "Onlara desen ki "gelin Allah'ın indirdiği emirlere uyun", şöyle cevap verirler: "biz babalarımızı hangi inanç üzere bulduysak ona uyarız." Hiç düşünmezler ki, ya babaları bir şeye akıl erdirmemiş ve doğruyu bulamamış kişilerdense? Bu kişiler aynı çobanla onun dilinden hiçbir şey anlamayan hayvanların durumuna benzer. Çoban hayvanlara bağırır, çağırır ama onlar sağır, dilsiz ve körcesine davranırlar. Akıllarını kullanıp da gerçeği kavrayamazlar.(1) Hiç bir zaman unutma ki can; Allah bizlere çok yakındır. O'na dua edenin yakarışına her zaman karşılık verir; yeter ki bizler O'nun davetine uyalım, O'na hakkıyla inanıp, O'nu tasdik edelim. O zaman doğru yolda yürümüş ve selamete ermiş oluruz. (2) Bazı kimseler dua ederken "Rabbimiz bize bu dünyada ver" derler, böylelerinin ahiretten nasibi yoktur. Oysa Allah şöyle dua etmemizi ister: "Ey Rabbimiz! Bize bu dünyada da iyilik ve güzellik ver, ahirette de iyilik güzellik ver. Ve bizi Cehennem azabından koru." (3) Yine asla unutma ki; Allah yaptıklarımızın hiçbirinden gafil değildir (4), her ne zaman, nerde olursan ol, O hep gören, işiten olarak seninledir. O nedenle Allah'tan gafil kalıp da şükürsüzlük, nankörlük yapma. ----- (1): Bakara 163-171 (2): Bakara 186 (3): Bakara 200-201 (4): Bakara 74 07 maggio "İlahi ve şeytani sevgi" Üzerine"İlahi ve şeytani sevgi" başlıklı bir yazı okudum. Önce bu yazıyı paylaşmak istiyorum. Çünkü gerçekten çok önemli bir hususu dile getirmişler. Yazan her kimse Allah razı olsun diyorum. İşte o yazı:
Şeytan, sadece kötülüğü değil, sevgiyi de kullanarak insanları doğru yoldan çıkarır.Hatta sevgiyle yoldan çıkardığı insanlar,kötülük ve vesveseyle yoldan çıkardığı insanlardan çok daha fazladır. İlk bakışta ismi bile güzel olan sevgi neden kötü olsun diye bir soru akla gelebilir.Fakat insanların çoğu hem dünya hayatlarında, hem ahiret hayatlarında yanlış kimseleri ve yanlış şeyleri sevmekten kaybetmiştir.Bunun sayısız örneği vardır.Bunun nedeni sevginin herkes tarafından güzel ve hoş bir duygu olarak tanımlanmasıdır.Bu yüzden sevginin beraberinde taşıdığı tehlikenin bir çok insan farkında değildir.Peygamber Efendimiz (S.A.V) "Kimi seviyorsan onunla berabersin" demiştir.İnsan kimi seviyorsa onunla arasında bir bağ oluşur. İman sahibi bir kişi, bütün kalbiyle sevmesi, yakınlaşması, bağlanması gereken varlığın Allah olduğunu bilir. Kendisine iman ettiği ve itaat ettiği takdirde, onu hem dünyada, hem de ahirette çok büyük ve sonsuz bir nimetle, kendinden bir sevgi ve hoşnutlukla müjdelemektedir. Bütün bunları da yalnızca kendisinden bir rahmet ve lütuf olarak karşılıksız bir şekilde vermektedir. O halde gerçek anlamda, herkesten çok sevilmeye, bağlanmaya layık olan yalnızca Allah'tır. Nitekim Allah, müminleri "Yalnızca Rabbine rağbet et." (İnşirah Suresi, 8) ayetiyle uyarmaktadır.
Allah'ı seven bir insan Allah'ın mümin kullarına karşı şefkat hisseder. Bu da, Allah'ın bu insanlar üzerindeki tecellilerine duyulan gerçek sevgiyi oluşturur. Bütün bunlardan dolayı, sevgi ancak Allah'ın zatına duyulur. O'nun tecellilerine karşı duyulan sevgi ancak Allah kalpten ve hatırdan çıkarılmadan, O'nun adına beslenebilir. İnsanın bir kimseyi veya bir eşyayı Allah'tan bağımsız bir varlık olarak görüp de, onu, Allah'ı sever gibi sevmesi, şirk koştuğunun en belirgin alametlerinden birisidir.Dolayısıyla şirk koşmanın temelinde yanlış ve haksız bir sevgi vardır.
Sevgi konusunda, Rabbimiz bizleri birçok ayet-i kerime ile uyarmaktadır. Mesela Tevbe suresinin 24. ayetinde "De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resulünden ve O'nun yolunda mücadele etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez." buyurulmaktadır. Dikkat edilirse uyarıldığımız konu tamamen sevgiyle ilgilidir. Rahmani ölçüye göre sevgi sıralaması Allah, O'nun Resulü ve O'nun yolundaki müminler olmalıdır. Eşlerimizi,çocuklarımızı ,evlerimizi ve mallarımızı sevebiliriz ancak bunlara karşı duyduğumuz sevgi, Allah'a, Resulüne ve O'nun yolunda yaşamaya karşı duyduğumuz sevginin önüne geçtiği zaman, Rabbimizin azap ve musibet emrini beklememiz gerekir.Çünkü haddi aşan böylesi sevgilerin karşılığı ilahi nefret ve azapttır.
alıntı
. Bu yazıya bir de Nahl Suresinden şu ayetleri eklemek yerinde olacaktır sanırım:
106- 111: Kalbi imanla dolu olduğu halde zorlanan kimse hariç, inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır.
Bu, onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir.
İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.Hiç şüphesiz onlar, ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir
Sonra şüphesiz ki Rabbin, eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği, kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün.
Bu ayetlerde dikkatimi çeken; iman ettikten sonra kişinin göğsünü küfre açması ve bunun yolunun da dünya hayatına olan sevginin çoğalıp dünyanın ahirete tercih edilmesinden geçtiği. Dünya hayatı, ahiretten daha sevimli geldiğinde, dünya nimetlerini ahiretten bağımsız bir sevgiyle sevip ahirete tercih eder hale geldiğimizde (Allah muhafaza eylesin) göğsümüzü küfre açtığımızı, kalplerimizi, kulaklarımızı, gözlerimizi mühürlediğimizi ve Allah'ın gazabını davet eder hale geldiğimizi ve ahirette de ziyana uğrayacağımızı anlıyorum.
İmanın, dilde ve kalpte kalmasının yeterli olamayacağını düşündürüyor bu ayetler bana. İman kalpte öyle bir yerleşmeli ki; sevginin kaynağı olan kalp, bütün diğer sevgileri iman süzgecinden geçirip sonra o kalbin sahibinde harekete, eyleme dönüşmeli. İmanın kontrolunden geçmeyen sevgilere, kişinin arzu ve hevesleri karıştığı gibi, ahiret bilinciyle yıkanmayan sevgilere bencilliğin, haddi aşmanın, zulum getirici hale dönüşmenin olmaması da söz konusu olamıyor.
En doğruyu Allah bilir. Rabbim kalplerimizi şeytani ve mühürletecek bütün sevgilerden muhafaza eylesin.
22 marzo Müslüman Olan Avustralyalı GençBir çoğunuz izlemiştir 15 dakikalık kısa filmi. Bilmiyorum sizlerin de dikkatini çekti mi, ama benim dikkatimi çeken bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum: Önce Hristiyanlık dinini araştırmak için bir kampa katılıyor ve o kamp hakkındaki düşünceleri çok dikkat çekici idi; hristiyanların İncil'i göstererek cevap vermediklerini, her hristiyanın kendi anlayışıyla kendi fikrini söylediğini belirtmişti. En son Lübnan'daki müslümanların, soruların cevaplarını hep Kur'an'dan verdiklerini ve fikirlerini sorduğunda ise "Allah'ın sözü ortadayken benim fikrimin ne önemi var" cevabını aldığını, bundan da çok etkilendiğini belirtmişti. Düşünüyorum da bu kardeşimiz Lübnan değil de Türkiyeyi seçmiş olsaydı, acaba bizleri ilk katıldığı Hristiyanlar topluluğuna benzetmez miydi? Bir kısmımız bir kitabı öne sürer "bu Kur'anın tefsiridir" der, ondan cevaplamaya kalkışırdık, bir kısmımız ayetlere yüklenen tasavvufi anlamlar ve öykülerle cevaplardık, bir kısmımız "bence..." der başlardık söze... Örnekleri çoğaltmak mümkün, önemli olan içinde bulunduğumuz vahim durumu görebilmek. "Allah'ım kalplerimizi Kur'an'a, Kur'an'ı kalplerimize aç."
Filmi izleyebileceğiniz linklerden biri:
11 marzo Korku ve Üzüntü Duymayacaklar
"Onlara korku yoktur ve onlar asla üzülmeyeceklerdir." Kimsenin değil; bu Allah'ın vaadidir. Onlar; sadece Allah'ın rızasını gözetmek ve ruhlarındaki imanı kökleştirmek için mallarını Allah yolunda harcayanlardır. "Ey iman edenler! Ne alışverişin, ne bir dosttan yardım beklemenin, ne de bir kimseden şefaat ummanın mümkün olduğu bir gün gelmeden önce, size nasip ettiğimiz şeylerden harcayın." (Bakara Suresinden) |
||||
|
|